Türkiye Hemofili Derneği Başkanı ve İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Bülent Zülfikar, hemofili hastalığına ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Annenin gençlik döneminde oluşan bir mutasyonun, bebeğinde hemofiliye neden olabileceğini belirtti. Tedavi edilmeyen hastalığın kalıcı hasarlara yol açabileceği vurgulandı.
Prof. Dr. Zülfikar, 23. Türkiye Hemofili Kongresi'nde yaptığı konuşmada, yenidoğan erkek çocuklarda ailesinde hemofili öyküsü varsa mutlaka tahlil yapılması gerektiğini söyledi. Erken tanının tedavi sürecini kolaylaştırdığını ifade eden Zülfikar, vakaların önemli bir kısmının aileden geçtiğini, annedeki genetik değişikliklerin çocuklarda hastalığın ortaya çıkmasına neden olabildiğini belirtti.
Hemofili belirtileri arasında bebeklerde göbek kordonunun uzun süre kanaması, kordonun geç iyileşmesi, dişler çıktığında oluşan kanamalar, sürtünme veya kıyafet sıkmasına bağlı morluklar yer alıyor. Bebeklerin emekleme döneminde diz ve dirsek bölgelerinde oluşan morlukların da dikkat edilmesi gereken belirtiler arasında olduğu kaydedildi.
Çocuklarda sünnet sonrası yaranın geç iyileşmesi veya kanama olması da risk teşkil ediyor. Zülfikar, geçmişte bu tür durumlar nedeniyle hayatını kaybeden hastalar olduğunu hatırlatarak, doğru tanı ve tedavi ile bu risklerin aşıldığını belirtti. Basit bir kan tahlili ile tanı konulabilen hemofilinin genellikle doğuştan geldiğini, nadiren ağır enfeksiyonlar veya kazalar sonucu sonradan da oluşabildiğini ekledi.
Türkiye'nin hemofili tedavisinde başarılı çalışmalara imza attığını ve öncü konumda bulunduğunu vurgulayan Prof. Dr. Zülfikar, bozuk genin düzeltilmesine yönelik çalışmaların sürdüğünü söyledi. Hastalığın ilerlemesi durumunda eklemlerde ağrıya ve kalıcı hasarlara yol açabileceği, kıkırdak erimesi nedeniyle kemiklerin birbirine sürtünerek eklem şeklinin bozulabileceği ve ortopedik sorunlara neden olabileceği uyarısında bulundu.