Dünya sinema tarihinin ikonik isimlerinden Marilyn Monroe'nun doğumunun 100. yılında, gizemli ölümüyle ilgili tartışmalar yeniden alevlendi. 1 Haziran 1926 doğumlu efsanevi aktris, 1962'de henüz 36 yaşındayken hayatını kaybetti. Resmi kayıtlara intihar olarak geçen ölümünün ardından geçen yıllara rağmen, komplo teorileri ve olayın örtbas edildiği iddiaları gündemden düşmedi.
İngiliz gazeteci Anthony Summers tarafından 1982'de yeniden incelenen dosya, cinayet iddialarını zayıflatsa da, Monroe'nun Kennedy kardeşlerle olan ilişkisi nedeniyle ölüm koşullarının kasıtlı olarak örtbas edildiğine dair kanıtlar ortaya koydu. Summers, ölümünün bir cinayet olduğuna dair kesin bir kanıt bulamadığını ancak ölüm şartlarının örtbas edildiğini belirtti. Bu örtbasın, aktrisin dönemin ABD Başkanı J.F.K. ve Adalet Bakanı Robert Kennedy ile olan yakın ilişkilerinden kaynaklandığı öne sürülüyor.
Monroe'nun sol görüşlü düşünceleri ve Beyaz Saray ile yakın teması, FBI ve Pentagon tarafından güvenlik tehdidi olarak algılandı. Bu durumun, hem aktrisin hem de kaldığı malikanenin dinlenmesine yol açtığı iddia edildi. Ayrıca mafya gruplarının ve kolluk kuvvetlerinin Monroe'yu izlemesi, Kennedy kardeşlerin yıldızla olan bağlarını aniden kesmesine neden oldu.
Monroe'nun ölüm gününde yakınlarına söylediği iddia edilen, "Kullanılmış hissediyorum. Kendimi bir et parçası gibi hissediyorum. Elden ele dolaştırılmış gibi hissediyorum" şeklindeki sözleri, devletin üst kademeleri tarafından kullanıldığı hissiyatını güçlendiriyor. Bu ifadelerin, basit bir kalp kırıklığından öte, sistem tarafından metalaştırıldığını gösterdiği belirtildi.
Ölüm saatine ilişkin çelişkiler de dikkat çekiyor. Resmi kayıtlara göre hizmetçi E.M., 5 Ağustos Pazar günü saat 03.00'te odanın ışığını görmüşken, adli tabip T.N. ve tanık ifadeleri, Monroe'nun 4 Ağustos Cumartesi gecesi saat 23.00 sularında hayatını kaybettiğini gösteriyor. Summers, bu saat farkının, Adalet Bakanı Robert Kennedy'nin olay yerinde olduğuna dair izleri silmek ve güvenli bir şekilde ayrılmasını sağlamak amacıyla yaratıldığını savunuyor. Otopside herhangi bir fiziksel zorlama izine rastlanmazken, aşırı dozda uyku hapı bulunduğu tespit edildi.
Doğumunun 100. yılında dahi Marilyn Monroe, endüstriyel tüketimin bir malzemesi olmaya devam ediyor. Ancak araştırmacılar, onun sadece bir pop ikonu olmadığını; okuyan, siyasetle ilgilenen, entelektüel ve parlak bir oyuncu olduğunu vurguluyor. Üzerindeki sistem baskısına yenik düştüğü belirtilen Monroe'nun hayatı ve ölümü, hâlâ tam olarak aydınlatılamayan pek çok soru işaretini barındırıyor.