1 Mart 1954 sabahı saat 06:45'te Pasifik Okyanusu'ndaki Bikini Atolü'nde ABD tarafından gerçekleştirilen bir silah deneyi, beklenmedik sonuçlara yol açtı. ABD, o güne dek ürettiği en güçlü termonükleer silah olan Castle Bravo'yu ateşledi. Ancak yapılan hesaplamalar hatalı çıktı ve bombanın gücü, öngörülen 5 megaton yerine 15 megatona ulaştı. Bu değer, Hiroşima'ya atılan bombanın yaklaşık 1000 katıydı.
Üzerinde denenen yapay ada ve mercan kayalıkları, patlamanın etkisiyle saniyeler içinde buharlaştı. Milyonlarca ton kum, su ve mercan parçası, nükleer ateş topuyla birleşerek atmosfere yayıldı. Tarihçi Alex Wellerstein'ın belirttiğine göre, patlamanın mercanları kum tanesi büyüklüğünde ağır parçacıklara dönüştürdüğü ve bu tozların atmosferde dağılmak yerine yerleşim yerlerine çöktüğü ifade edildi.
Patlamadan birkaç saat sonra, yaklaşık 110 mil mesafedeki Rongelap Atolü sakinleri, gökyüzünden beyaz bir tozun yağdığına tanık oldu. Adalılar, bu tozun ne olduğunu bilmeden çocuklarıyla birlikte bu maddeyle oyunlar oynadı. İçme sularına, yiyeceklere ve saçlarına karışan bu radyoaktif toz, adada yaşayanlarda cilt yanıkları, saç dökülmeleri ve nesiller boyu sürecek kanser vakalarına neden oldu.
Castle Bravo deneyi, yanlış hesaplamaların doğayı ve insan yaşamını nasıl etkileyebileceğinin bir göstergesi olarak tarihe geçti. Bikini Atolü'nde, patlamanın açtığı 1,5 kilometre genişliğindeki devasa krater hala durmaktadır. Bu olay, nükleer tarihin en karanlık sayfalarından biri olarak kabul edilmektedir.