Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Bağdat'ta düzenlenecek olan İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) 52. Dışişleri Bakanları Konseyi Toplantısı'na katılacak. Türkiye, toplantıda Dönem Başkanlığını Irak'a devredecek.
Toplantı, 'Diyalog ve Dayanışma: Barışı ve Sürdürülebilir Kalkınmayı Teşvik Etmenin İki Temel Dayanağı' temasıyla gerçekleştirilecek. Bu zirvede Bakan Fidan'ın, İsrail'in Gazze'deki saldırganlığı, insani kriz, Kıbrıs meselesi, Batı Trakya, Suriye ve Körfez güvenliği gibi önemli konularda değerlendirmelerde bulunması bekleniyor.
Toplantı sonunda 'Bağdat Deklarasyonu'nun kabul edilmesi öngörülüyor. Bakan Fidan'ın, mevkidaşlarıyla yapacağı ikili temaslarda da bölgesel ve küresel meselelere ilişkin kapsamlı mesajlar vermesi planlanıyor.
Fidan'ın konuşmasında, İsrail'in Orta Doğu'daki güvenlik tehdidi oluşturan politikalarına karşı İİT üyesi ülkelerin ortak hareket etmesi çağrısında bulunacağı belirtildi. Ayrıca, Kudüs'ün statüsünün korunması ve Gazze'ye kesintisiz insani yardım ulaştırılması konularına değineceği, iki devletli çözümle bağımsız bir Filistin Devleti'nin kurulmasının kalıcı barışın yolu olduğunu vurgulayacağı öğrenildi.
Türk ve İslam dünyasını ilgilendiren diğer kritik dosyalara da değinilmesi beklenen Fidan'ın, Kıbrıs Türk halkıyla dayanışma sergilenmesi ve izolasyonlarının kaldırılmasının önemine vurgu yapması öngörülüyor. Batı Trakya Türk Azınlığı ve Oniki Adalar'daki Müslüman Türk nüfusunun haklarının korunması için İİT bünyesindeki çalışmalara da işaret edeceği bildirildi.
Bakan Fidan'ın ayrıca, Suriye'nin toprak bütünlüğünün korunması ve ekonomisinin canlandırılmasına yönelik ortak çabaların sürdürülmesi ihtiyacını dile getireceği kaydedildi. Lübnan'ın egemenliğine saygı gösterilerek İsrail'in güneyden tamamen çekilmesinin bölgesel istikrar açısından taşıdığı önemin altını çizeceği belirtildi.
Körfez ve Hürmüz Boğazı'ndaki gerilimin olumsuz sonuçlarına dikkat çekmesi beklenen Fidan'ın, bölge ülkelerine yönelik saldırıların kabul edilemezliğini ifade edeceği ve Hürmüz ile Babülmendep Boğazları'nda seyrüsefer serbestisinin korunmasının elzem olduğunu belirteceği öğrenildi. Husilerin sivilleri ve kritik altyapıyı hedef alan saldırılarının kınanması ve Türkiye'nin Suudi Arabistan ile dayanışmasının teyit edilmesi de öngörülüyor.