Yalova'da Richter ölçeğine göre 3.5 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. İstanbul başta olmak üzere Marmara Bölgesi'nde hissedilen sarsıntı, bölgedeki fay hatlarının özellikleri ve olası deprem potansiyeli hakkındaki tartışmaları yeniden alevlendirdi.
Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Osman Bektaş, depremin jeolojik açıdan taşıdığı öneme dikkat çekti. Pınar ve çalışma arkadaşlarının 2009 tarihli araştırmasına atıfta bulunan Bektaş, Gölcük'ten Çınarcık'a doğru gerçekleşen artçı sarsıntıların daha sığ seviyelerde yoğunlaştığını belirtti. Bu durumun, Marmara Bölgesi'nde deprem üreten yer kabuğunun daha ince bir yapıya sahip olabileceğine işaret ettiğini ifade etti.
Bektaş'ın değerlendirmelerindeki bir diğer kritik nokta ise Gölcük'ten Yalova'ya doğru ilerleyen ve ardından duran fay kırılması oldu. Bu gözlemin, yer kabuğunun farklı kırılma karakteristikleri ve fayın 'sürünme' (creep) olarak adlandırılan yavaş ve sürekli hareket etme eğilimiyle ilişkili olabileceğini söyledi. Fay sürünmesi, fayın belirli bölümlerinde iki bloğun ani bir kırılma yerine zamanla yavaşça hareket etmesi anlamına gelir. Ancak bu durum, fayın deprem üretme potansiyelini tamamen ortadan kaldırmaz.
Prof. Dr. Osman Bektaş, son olarak Yalova'da meydana gelen 3.5 büyüklüğündeki depremin, bu bulguları desteklediğini vurguladı. Bektaş, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "1999 İzmit depremi sonrası artçı dağılımı (Pınar ve di., 2009) ile karşılaştırıldığında iki önemli sonuç ortaya çıkıyor: Gölcük'ten Çınarcık'a doğru artçıların sığlaşması, Marmara'da deprem üreten kabuğun daha ince olduğunu; Gölcük'ten Yalova'ya kırılmanın ilerleyişi ve durması kabuğun farklı kırılma özellikleri ve fayın sürünme (creep) davranışı nedeniyle olabilir. SONUÇ: M3,5 Yalova depremi Marmaranın zayıf kabuğu ve sürünen ( creep) fayının özelliğini destekleyen bir depremdir."