Ceza hukukçusu Dr. Erdi Yetkin, Türkiye'deki yargılamalarda 'ikili devlet' teorisinin geçerli olabileceği endişesini dile getirdi. Yetkin, özellikle Anayasa Mahkemesi (AYM) kararlarının uygulanmadığı Enis Berberoğlu, Osman Kavala, Can Atalay ve Selahattin Demirtaş gibi davalardaki durumu örnek göstererek, mevcut kuralların dışına sapılmış yargılamaların arttığını belirtti.
Alman bir hukuk profesörünün teorisi olan 'düşman ceza hukuku'nun Türkiye'deki yargılamaları izah etmediğini savunan Yetkin, bunun yerine 'ikili devlet' teorisinin daha uygun olduğunu öne sürdü. İkili devlet, bir yanda hukuk kurallarının işlediği, diğer yanda ise halin icabına göre politik kararların hüküm sürdüğü bir yapıyı tanımlıyor. Bu durumun, toplumun bir kesiminin hukuk güvenliğinden yoksun bırakılmasına yol açtığını ifade etti.
Yetkin, İçişleri Bakanı'nın açıklamalarına rağmen operasyonlar, ev aramaları veya özel yaşama ilişkin görüntülerle karşılaşılmadığına dikkat çekerek, bu durumun 'ikili devlet' biçimiyle örtüştüğünü söyledi. Maddi gerçeği araştırmanın ötesine geçilip, aynı partiye yönelik süreklilik ilişkisi içinde uygulamalar yapılıyorsa, hukuk devletinin dışında ikili bir yapının varlığından söz edilebileceğini vurguladı. Bu tür durumlarda ceza muhakemesinin politik amaçlı olduğunu ve kararların da politik biçimde verildiğini belirtti.
CHP'nin 38. Kurultayı'na 3 yıl sonra gelen 'mutlak butlan' kararını da değerlendiren Yetkin, bu kararın hukukun ilkelerinin, metodolojisinin ve Türkiye'deki geçerli normların tümden reddiyesi olduğunu söyledi. Çağdaş hukukun öncelikle hukuki güvenliği sağlamaya çalıştığını hatırlatan Yetkin, hukukun ilkelerine dayanmaksızın verilen kararların esasen hukuki bir karar olmadığını savundu. Böylesi saf bir politik karara karşı hukuken değil, ancak politik olarak mücadele edilebileceğini sözlerine ekledi.