Suriye'de Mişel Eflak tarafından temelleri atılan ve Arap gençlerini etkisi altına alan Baas düşüncesi, Arap uluslarını tek bayrak altında toplama idealini savunuyordu. Eflak, Arap milliyetçiliğini güçlendirmeyi amaçlarken, emperyalist işgallerin Araplar üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekiyordu. Bu ideoloji, Arap Yeniden Diriliş Partisi'nin kurulmasıyla daha geniş kitlelere ulaşma fırsatı buldu.
Bu entelektüel cereyanlar yaşanırken, Irak'ın el Avja köyünde Saddam Hüseyin dünyaya geldi. Babasını ve ağabeylerini erken yaşta kaybeden Saddam, annesinin yokluklar içinde yaşadığı bir ortamda büyüdü. Annesi tarafından, Arap milliyetçisi ve Irak Ordusu'nda görev yapmış dayısı Hayrullah'a gönderildi. Hayrullah, Avrupa'daki savaş sonrası İngilizlere karşı direniş hareketinde yer almış ancak bu girişim başarısızlıkla sonuçlanmıştı. Bu olaylar yaşanırken Baas düşüncesi Irak'ta yayılmaya devam ediyordu.
1951'de Fuad el-Rikabi önderliğinde Irak'ta Baas hareketi güçlenirken, genç Saddam Hüseyin de 1956'da partiye katılarak önemli görevler üstlendi. 1959'da, Irak Başbakanı Abdülkerim Kasım'ı suikastla hedef alma girişiminde bulundu. Ancak bu teşebbüs başarısız oldu ve çatışma sırasında arkadaşı tarafından vurulan Saddam, Mısır'a kaçmak zorunda kaldı. Sürgün yıllarında Mısır'da kendini geliştiren Saddam, 1968'de Baas Hareketi'nin Irak'ta iktidara gelmesinde kilit rol oynadı. Irak istihbaratının başına getirilen Saddam, kısa sürede ülkenin fiili lideri konumuna yükseldi.
Genel Sekreter Yardımcısı olarak geniş yetkilere sahip olan Saddam Hüseyin, Irak'ın kaynaklarını millileştirme ve yapısal reformlar gibi adımlar attı. Bu durum, birçok Arap devletinde endişe yarattı. Ancak Saddam, Arap uluslarını tek çatı altında toplama idealini yumuşatarak, komşu ülkelerle iyi ilişkiler kurma mesajı verdi. Bu yumuşama politikasının ardında, İran'daki devrim sonrası oluşan durumu değerlendirme isteği yatıyordu. 1979'da Saddam Hüseyin Irak'ın başına geçerken, İran'da Ayetullah Humeyni'nin önderliğinde bir devrim yaşanıyordu. İran'a karşı bir üstünlük kurma ve Arap dünyasındaki liderlik boşluğunu doldurma hedefi, Saddam'ı savaşa yöneltti.
ABD ile İran arasındaki sorunlar ve İran'ın SSCB yardımlarını reddetmesi, Saddam'ı harekete geçirdi. ABD, Irak ile ilişkilerini düzeltme kararı alarak ambargoları kaldırdı. Ancak Saddam'ın İran'ı kısa sürede işgal etme planları, İranlıların sert direnişi karşısında başarısız oldu. Bu beklenmedik savaş, her iki ülkeyi de yıllarca yıpratacak uzun soluklu bir mücadeleye dönüştü. Saddam Hüseyin'in iktidarı, korku üzerine kurulu bir imparatorluk olarak şekillendi. İran Savaşı'nın çıkmaza girmesiyle Saddam ateşkes teklifinde bulunsa da, İran yönetimi Saddam devrilmeden ateşkesi kabul etmedi.