Küresel ekonomik veriler ve Hürmüz Boğazı'nda yaşanan jeopolitik gerilimler, piyasalardaki dengeleri yeniden şekillendiriyor. ABD'den gelen tüketici enflasyonu verileri başlangıçta Fed'in güvercin bir tutum sergileyeceği beklentisini oluşturmuş olsa da, petrol fiyatlarındaki hızlı yükseliş bu beklentileri değiştirdi.
ABD'de Haziran ayında aylık tüketici enflasyonu %0,4 oranında bir düşüş kaydederek 2020 yılından bu yana görülen ilk aylık gerilemeye sahne oldu. Bu düşüşün temel kaynağı olarak Haziran ayındaki enerji maliyetlerindeki azalma ve petrol fiyatlarının 70 dolara gerilemesi gösteriliyor. Ancak savaşın yeniden başlamasıyla birlikte petrol fiyatlarının kısa sürede 85 dolara yükselmesi, enflasyonist baskıları tekrar gündeme getirdi.
Yükselen enerji maliyetlerinin enflasyonu yeniden tetikleme riski, Fed'in faiz artırım ihtimalini güçlendiriyor. Faiz artış beklentileriyle birlikte, reel getiri sunmayan altın üzerindeki baskı artış göstermekte. Bank of America, yıl sonu altın tahminini 4360 dolara çekerken, birçok finans kuruluşu projeksiyonlarını 5000 doların altına revize etmiş durumda.
Fed yönetiminden Kevin Warsh, para politikasında kararların tamamen enflasyon odaklı ve rasyonel bir duruşla alınacağını ifade etti. Enflasyon riskinin devam etmesi durumunda, Fed'in faiz artırım ihtimalinin %60'ın üzerinde seyrettiği değerlendiriliyor. Ayrıca, ABD'nin Brezilya'ya uyguladığı %25 oranındaki gümrük vergisi gibi ticaret savaşları ve küresel borçlanma maliyetlerindeki artışlar, ekonomik belirsizliği derinleştiren diğer unsurlar olarak kaydediliyor.