Kazakistan ile Özbekistan arasındaki Aral Gölü'nde onlarca yıldır süren su kaybı, bölgedeki çevresel etkilerini artırarak devam ettiriyor. 1960'lı yıllarda yaklaşık 68 bin kilometrekarelik yüzölçümüyle Marmara Bölgesi'ne eşdeğer bir alana sahip olan gölün büyük bir bölümü kuruyarak yaklaşık 60 bin kilometrekarelik bir alana sahip Aralkum Çölü'ne dönüştü.
Sovyetler Birliği döneminde, gölü besleyen Amu Derya ve Sır Derya nehirlerinin sularının pamuk tarımı başta olmak üzere sulama projelerine yönlendirilmesi, Aral Gölü'nün küçülmesinin temel nedeni olarak gösteriliyor. Su kaynaklarının azalmasıyla birlikte göl zamanla Kuzey ve Güney Aral olarak ikiye ayrıldı.
Kuruyan Göl Tabanı Toz Kaynağı Haline Geldi
Aralkum Çölü'nden atmosfere taşınan yıllık toz miktarının 1980'lerde yaklaşık 14,3 milyon ton iken, 2010'larda 27,1 milyon tona yükseldiği tespit edildi. Bu durum, bölgedeki toz emisyonlarının yaklaşık iki katına çıkmasına neden oldu. Kurumuş göl tabanından yükselen parçacıklar, tuz ve minerallerin yanı sıra geçmişte kullanılan tarımsal gübre ve pestisit kalıntılarını da taşıyabiliyor. Rüzgarlarla yüzlerce kilometre uzağa taşınabilen bu partiküller, hava kalitesinin yanı sıra tarım alanları ve su kaynakları üzerinde de olumsuz baskı oluşturuyor.
Gölün çekilmesi, bölgedeki ekonomik yapıyı da derinden etkiledi. Özbekistan'daki Moynak gibi eski liman kentlerinde balıkçılık faaliyetleri büyük ölçüde sona ererken, kurumuş göl tabanından yükselen tozun bölgedeki sağlık sorunlarıyla olan bağlantısı da araştırılmaya devam ediyor.
Kuzey Aral'da Kısmi Toparlanma Gözlendi
Kazakistan sınırları içinde yer alan Kuzey Aral Gölü'nde ise uygulanan su yönetimi ve restorasyon çalışmaları sayesinde kısmi bir iyileşme sağlandı. Kok-Aral Barajı'nın tamamlanmasının ardından bölgedeki su seviyesinde ve balıkçılık faaliyetlerinde bir toparlanma gözlemlendi. Kazakistan'ın verilerine göre, Kuzey Aral'daki su hacmi 2025 yılında 27 milyar metreküpe ulaştı. Ülke, barajın yükseltilerek su hacmini yaklaşık 34 milyar metreküpe çıkarma hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Güney Aral havzasında ise kuruma ve çölleşme süreci devam ederken, Aralkum Çölü bölgedeki toz emisyonlarının önemli bir kaynağı olmayı sürdürüyor.