ABD'nin Irak'tan çekilme kararının ardından bölgedeki güç dengeleri yeniden şekillenirken, Türkiye'nin potansiyel rolü öne çıkıyor. Suudi Arabistan merkezli Arab News'te yer alan analizde, Dr. Dania Koleilat Khatib, ABD askerlerinin ayrılmasının ardından İran'ın Irak'taki nüfuzunun artabileceği endişesine karşın, Türkiye'nin üstlenebileceği büyük rolün yeterince gündeme gelmediğini belirtti.
Khatib, “Türkiye, Kuzey Irak'ta daha büyük bir rol üstlenmeye hazırlanıyor” başlıklı yazısında, ABD'nin çekilmesinin özellikle Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) nezdinde güvenlik endişelerini artırdığını ifade etti. Bu yeni durumun, Erbil'in Ankara ile olan ilişkilerini daha da pekiştirebileceği öngörülüyor.
Irak Haber Ajansı'nın ABD askerlerinin çekilmesini ülkenin egemenliği açısından “tarihi bir dönüm noktası” olarak değerlendirdiğini aktaran Khatib, Bağdat ve İran yanlısı grupların bu durumu olumlu karşılarken, IKBY'de farklı bir bakış açısı olduğunu vurguladı. IKBY Başbakanı Mesrur Barzani'nin, bölgenin savunmasız kalmasından duyduğu endişeyi dile getirdiğine dikkat çekildi. Yazıda ayrıca, İran'ın şubat ayından bu yana IKBY'ye yönelik binin üzerinde füze ve insansız hava aracı saldırısı gerçekleştirdiği ve bu saldırıların hem İranlı Kürt muhalif grupları hem de Amerikan varlığını hedef aldığı belirtildi.
İran ile Iraklı Kürtler arasındaki ilişkilerin geçmişte daha farklı bir seyir izlediği belirtilen analizde, 2003 öncesinde Baas rejiminin ortak tehdit olarak görülmesi nedeniyle işbirliği yapıldığı, ancak Baas rejiminin devrilmesiyle bu dinamiğin değiştiği ifade edildi. Yeni siyasi yapının Tahran'la yakın ilişkiler geliştirmesiyle İran'ın Kürtlerle işbirliği ihtiyacının azaldığı belirtildi. IKBY'nin özerkliğini artırması ve Bağdat'tan bağımsız bölgesel ilişkiler geliştirmesinin İran'da kaygı yarattığı savunuldu. Tahran'ın özellikle IKBY'nin İsrail'le ilişkilerinden ve Kürt milliyetçiliğinin İran'daki Kürt nüfus üzerindeki potansiyel etkisinden endişe duyduğu aktarıldı.
Yazıda ayrıca, ABD ve İsrail istihbaratının Irak'taki İranlı Kürt muhalif gruplarla koordinasyon kurarak İran'da karışıklık çıkarma hazırlığı yaptığı yönündeki iddialara da yer verildi. İsrail kaynaklarına dayandırılan haberlere atıfta bulunularak, Beyaz Saray yetkililerinin bu planı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a bildirdiği ve Erdoğan'ın ABD Başkanı Donald Trump'ı bu plandan vazgeçirmeye ikna ettiği öne sürüldü. Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın, Kürtlerin öncülük edeceği bir iç savaşın veya İran'ın parçalanmasının bölge için tehlikeli sonuçlar doğurabileceği konusunda Washington'ı uyardığı belirtildi.
Khatib, İran'ın aksine Türkiye'nin Kuzey Irak ile güçlü ekonomik bağlara sahip olduğunu vurguladı. Irak'ın Türkiye'nin üçüncü büyük ihracat pazarı olduğu ve Türk şirketlerinin önemli bir kısmının IKBY bölgesinde faaliyet gösterdiği belirtildi. Enerji ilişkilerinin de önemli bir unsur olduğu, Türkiye'nin 2023'e kadar tükettiği petrolün yaklaşık %25'ini Kuzey Irak'tan aldığı ifade edildi. Kerkük-Ceyhan boru hattının, Hürmüz Boğazı'nın kapalı olduğu mevcut koşullarda Irak petrol ihracatı için kritik bir güzergâh haline geldiği hatırlatıldı.
Ankara açısından Kuzey Irak ile ilişkilerin diğer önemli boyutunu PKK oluşturuyor. Türkiye'nin, IKBY'deki siyasi aktörlerin PKK'ya karşı Ankara'nın yaklaşımını paylaşmasını istediği ve bu nedenle Erbil'le yakın ilişkiler geliştirmeye çalıştığı ifade edildi. Türkiye'nin de İran gibi Erbil'in Tel Aviv'le ilişkilerinden, Kürt milliyetçiliğinin güçlenmesinden ve bağımsızlık arayışlarından rahatsız olduğu savunuldu. Ancak İran'ın müdahaleci olarak algılanan ilişkisinin aksine, Türkiye ile IKBY arasında daha işbirlikçi bir ilişki bulunduğu belirtildi. Bu koşullar altında IKBY için “doğal yolun” Türkiye ile ilişkileri güçlendirmek olduğu ve böyle bir politikanın ABD'nin çekilmesiyle oluşan boşluğun doldurulmasına yardımcı olacağı ifade edildi.